Öncelikle belirtelim iki farklı Kürdistan var.
“Mademki siz kendinize biz Kürdüz dersüz, ben de buralara Kürdistan derum”.
Birisi, Yavuz Sultan Selim Han'ın betimlediği, Türkiyeli Kürtlerin Kürdistan dediği topraklar; Diğeri, 36. paralelin kuzeyi, Barzani'nin Kürdistanı.
Bu iki Kürdistan'ın Kürtleri siyah ile beyaz kadar bir birinden farklıdır. Bu yalnızca bir benzetme değildir, gerçekten öyledir. Kuzey Iraklı Kürtlerin arabaları beyazdır. Türkiyeli Kürtler ise beyaz arabaya binmez, arabaları siyahtır. İki ayrı peygamberin öğretileri söz konusudur. Iraklıların Gemisi Reşko'da (Galyaşin - Nur Buzulu, Galyanu – Nuh Buzulu), Türkiyelilerinki Ağrı'dadır. Kuzey Irak Kürtleri de bi bakıma Anadolu kökenli sayılırlar (Sn. Talabani'nin emekli olunca Istanbul'da yaşamak istiyorum demesi Kalhedon -Kadıköy- bağlantısının bir tezahürü olmalıdır. Buraları çok açmaya gerek yok, zaten konumuz Irak Kürtleri değil).
Bu iki Kürdistan'ın birleşmesi bir zamanlar Türklerin “Turan”cılığı gibi bir ütopyadır. Yani, “Büyük Kürdistan” teorilerinin istinadı yoktur. Her birini kendi içinde değerlendirmek lazım. Bazı ortak değerleri var tabii, Türkler ile Azerilerin veya Türkmenlerin de var. Dilleri İndo-German dil gurubu kökenlidir. Kürtçe ile Almanca aynı dil gurubundandır, Türkçe ile Macarca ve Japoncanın ayni dil gurubundan olduğu gibi. İkisi de kendi bölgelerine Kürdistan diyor vesaire.
K. Irak Kürtleri Türkiyeli Kürtlere göre her bakımdan çok öndeler ve K.Irak'ta Kürdistan özlemi had safhadadır. Kısacası, Iraklı Kürtler devlet olup Kürdistan kelimesini uluslar arası camiada kendi üzerlerine tescil edecek gibi gözüküyorlar.
Şimdi gelelim Türkiyeli Kürtlere.
Bu kısmı gelecek yazıya bırakalım, yazı çok uzun olmasın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder