26 Mart 2013 Salı

ANAYASA VE T.C. - KÜRT BARIŞI

Bir zamanlar Dağ Ermenilerin idi.
Ermeniler kardeşimiz idi.
Türk – Ermeni kardeşliği anısına Şişli'de, Kurtuluş'ta anıtlar dikildi.
Ermeniler “Teba-ı Sadıka” idi. Osmanlı'nın darphanesi, hazinesi, defterdarlığı, hariciyesi vesaire  en önemli en mahrem makamları “Sadık Teba”sının elinde idi.

1829 kırılma noktası (1)

Bugün Dağ Kürtlerin.
Kürtler kardeşimiz kabul ediliyor.
Henüz Türk – Kürt kardeşliği anısına anıtlar dikilmedi. Belki Kürtler elektrik faturalarını ödeyen, T.C. nin uyumlu ve sadık vatandaşları olacaktır. Belki Türk – Kürt kardeşliği anısına anıtlar dikilecek, “Et tırnaktan ayrılmaz, biz ayrılamayız” antları içilecektir. Nafile.

Bir kanun var; Ulvi Kanun. Türk – Kürt kardeşliği Ulvi Kanun'a uymuyor.
1829 da Ulvi Kanun iptal edildi, “kökü kazındı”. Komünizm (devletçilik) din oldu inancın yerini aldı. Asıl peygamberin yerine Prof. Parrot peygamber addedildi.

Prof. Parrot “Dağ onun için ve benim için aynı ölçüde değerli idi” dediği, “gün görmüş ve saygıdeğer” bulduğu 95 yaşındaki Etşimiadzin Manastırı Patriği'nin hayır dualarını alır.
Prof. Parrot Dağa ortak olur. Doğrudur. Dağ insanlığın dağıdır.

Ararat hakkında yazılmış pek çok kitap var. Temel kitap: Reise zum Ararat, Prof. Parrot, Berlin 1834. Bu kitap insalığın kaderine hükmetmiştir. Bu kitapta iddia edilenler resmi görüş kabul edilmiştir, halen devletlerin inancıdır, resmi görüştür. Ararat'ın İtibarı, Parrot inancının, turizm vesilesiyle, Dağa bire bir uygulanışıdır ve Parrot çelişkisini ortaya koyar.

1982 de bir protokol ile Dağ turizme açıldı. Genelkurmay Başkanlığından MİT'e, İçişleri, Dışişleri, Tuzim Bakanlıklarına devletin bütün kurumları işin içinde idi, turistler, yerli ve yabancı basın, Amerikalı araştırmacılar hep oradaydık. Devlet otoritesinin çıkılmazlığı ile insan onurunun çıkılmazlığı, orada, Dağda, işin kaynağında, yüz yüze, karşı karşıya geldi.

Protokol her yıl, değişen günün koşullarına uyarlandı ve yeniden yayınladı. Protokol kısa zamanda 170 imza gerektiren eşi benzeri görülmemiş bir bürokrasiye; Turizm 10 yıl içinde kaosa ve teröre dönüştü ve Dağ kapandı.

1982 Turizm Protokolü neden, nasıl kaosa ve teröre dönüşmüştür.

Biz Prof. Parrot'u dağa ilk çıkan kişi olarak bildik (Wir standen auf dem Gipfel des Ararat um ein Viertel nach 3 Uhr des 27. Septembers 1829!). Dağ herhangi bir dağmışda ilk defa Prof. Parrot adında birisi çıkmış gibi. Öyle algıladık.

Prof. Parrotun aslında Rus İmparatorluğu devlet danışmanı (Anayasa Profesörü) olduğunu, Dağa diktiği tabela ile inancın yerine başka bir inanç – ideoloji dayattığını bilmedik. Parrot inancının resmi görüş olduğunu, biz Prof. Parrot inancına göre turizm yaptığımızı, Parrot inancının çelişkili olduğunu, Parrot inancına göre turizm yapmanın mümkün olmadığını, nafile uğraştığımızı, çok acı tecrübeyle anladık.

Prof. Parrot özde “devlet otoritesi çıkılamaz” diyor. Ancak “Ben çıktım” diyerek çıkılamaz dediği otoriteyi iptal (inkar) ediyor.

Prof. Parrot tabelasını Ahura'nın tepesine, Erivan'dan görülecek bir yere dikti.
Binbaşı Cevdet Sunay flamasını Doğubeyazıt'tan görülecek bir yere dikti.

Prof. Parrot'a göre, Ahura'nın tepesi zirvedir.
Binbaşı Cevdet Sunay'a göre, zirve sırtının Doğubeyazıt ucu zirvedir.

Prof. Parrot'a göre Ermenilerin Dağı çıkılmıştır, en yukarıda devlet vardır, bundan böyle Sovyetler Birliği'nin dağı çıkılamaz.
Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a göre Kürtlerin Dağı çıkılmıştır, en yukarıda devlet vardır, bundan böyle T.C. nin Dağı çıkılamaz.

1982 askeri vesayetli turizm protokolün yerine bugün TBMM nasıl bir yasal düzenleme getirecektir? O protokol meclise gelmelidir. Turizm Protokolünden “Sivil Anayasa” nın mefhumlarına ulaşılabiliniyor. Ulvi Kanun - Sivil Anayasa esastır. Kürt sorunu Sivil Anayasa'nın alt başlıklarından biridir.

Alman Anayasasının birinci maddesi: “İnsanın onur ve haysiyeti dokunulmazdır. Tüm devlet erki ona saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür” der. Alman Anayasası böyle başlıyor, İnsanın onuru dokunulmazdır, devlet onu korumakla yükümlüdür. Bu madde Ulvi Kanun ile örtüşen, Ulvi Kanun'a en yakın maddedir.

Ancak maalesef bu madde sahte para gibidir, görüntüsü paraya benziyor fakat değeri yoktur. İnsan onuru, soyuttur, mülkiyet hakkı ve mahremiyete saygı ile geçerlilik kazanır. Alman Anayasasında mülkiyet hakkı, “Mülkiyet ve Kamulaştırma” başlığı altında “Mülkiyet yükümlülük doğurur. Mülkiyet hakkının kullanımı aynı zamanda toplumun yararına hizmet etmelidir” gibi özel mülkiyeti reddeden ifadelerle 14. sırada yer alır. Alman halkının büyük çoğunluğu mülkiyeti devlete ait olan evlerde kirada oturur. Alman halkı Alman devletinin kiracısıdır. Mülk devletindir. Çünkü kendisi bir Alman olan, Devletçiliğin Peygamberi mülkiyeti devlete veriyor (...General Paskewich Erivanski, silahının gücü ile, bu kutsal yeri mülkiyetine almıştır..... Böylece Dağ devletleştirilmiştir. Prof. Parrot kitabını yazarken kullandığı kelimeler bugün Almancada hukuk terimidir). Bir parantez daha. Almanya önderliğinde kurulan Avrupa Birliği, Sovyetler Birliğinin yeni bir versiyonudur, Prof. Parrot inancına dayanır, kaosa dönüşüp kendini feshedecektir.

***

Apo başlangıçta Ermenilerle birlikte hareket etti. Bana 100 milyon dolar lazım, Ermeniler yardım ederse Ermeniler için de çalışırım dedi. Apo'nun bu beyanatı gazetelerde, arşivlerde bir yerlerde vardır. Bu karar Kürtler için en doğru yol olabilirdi. Aslında, asırlardır sorun Ermeniler ile Kürtlerin birbirlerini kabul etmemeleri, Dağda anlaşamamaları idi. Böylece Ermeniler ve Kürtler aralarında anlaşabilirlerdi. Almanlar – Parrot'un müritleri – devreye girdi. “Nihayetinde aynı topraklar için çarpışıyorsunuz, Ermenilerden destek almayı bırakın” dendi. Apo Ermenilerle yollarını ayırdı. Apo 1982 de Barzani ile anlaştı, kamplarını Kuzey Irak'a taşıdı. Sıkıyönetiminde Güneydoğu illerini kapsayacak şekilde genişletilmesiyle de Doğu sorunu, Güneydoğu sorunu oldu (O günler Birleşmiş Milletler Göçmen Bürosu verilerine göre bir milyon üç yüz bin Türk vatandaşı yurt dışına göç ettirildi. Mardin Süryani şehri idi, Kürt şehri oldu). Barzani şimdi “Silah devri bitti, kendi içinizde anlaşın” diyor PKK dan rahatsızlığını dillendiriyor. Sayın Öcalan bugün “Kardeşlik Tezi”ne uyumlu yol haritaları hazırlamaya çalışıyor, barışı görmek istiyorum diyor.

Ahirette iman, dünyada mekan. Ararat “Dünyada mekan”dır. Kürtlerin kendilerine ait bir mekanları olması gerekir.

Hoşap Kalesi, Van Kalesi, Isak Paşa Sarayı. Van – Erivan – Nahçivan ekseninde, Kürtlerin Ermenistan Nahcivan arası (Tufan Gemiyi aşmamalı) bir yurtları (mekanları) olması gerekir. Kürtler orada kendi üniversitelerini kurabilir, özgün kimliklerini geliştirebilirler. Türk – Kürt kimlik çatışması önlenir. Kuzey Kıbrıs, Kuzey Irak, Nahçivan özerk bölgesi benzeri bir çözüm.
***

Dağın itibarı iade edilmiştir! Dağın kellesi yasaktır!
Bu ülke, bu meclis bunu yapabilir ve yapmak zorundadır.

St. Petersburg'un itibarının iade edildiği gibi Dağın da itibarının iade edilmesi lazım.

Herhangi bir şekilde, herhangi bir yönüyle Dağı göstermeye çalışıyorum. Ayrıca Dağın öğretileri var. “İnsanların öğrenme ihtiyacına karşılık”. “Kendi gözleri ile görmek”. Dağın ziyaret edilebilmesi, dağın öğretilerinin öğrenilebilmesi gerekiyor. Günümüzde bunun adı turizmdir.

Dağın çıkıldığı inandırıldı, çıkılamayacağı dayatıldı kabul ettirildi. Yani, Parrot inancına göre de Dağın çıkıldığı değil, çıkılmazlığı (devlet otoritesinin çıkılmazlığı) esastır. Ancak Paradoks sebebiyle otorite sağlanamıyor, devletin bekaası olmuyor. Protokolü var gücümüzle uygulamaya çalıştık. Nafileymiş göremedik. Aynı şeyleri tekrar ediyor olabilirim, anlatabildiğimden emin olamıyorum.

Parrot paradoksu tashih edilip, devlet otoritesinin çıkılmazlığı insan onurunun çıkılmazlığına endekslenmedikçe, cümlenin sağlaması; Nasıl bir anayasa yapılırsa yapılsın, Kürtlerle nasıl anlaşılırsa anlaşılsın, yapılacak anayasa, Kürtlerle yapılacak anlaşmalar Dağda turizm yapmaya müsait değilse, yapılacak anayasa, günün koşullarına uyarlanmış turizm protokolü hükmündedir, geçerliliği olmayacak nafile çabadır.

1982 anayasasını Askerler yaptı, kendileri için en iyi anayasayı yaptılar. Bir zaman sonra, aynı anayasa ile mahkum oldular. Demekki, Çar Nikola'nın emirleri veya Devlet Başkanı Kenan Evren'in kefaleti anayasa'ya istinat olamıyor.

Türk – Kürt kardeşliği de anayasaya istinat olamaz. Devlet Ermenileri kovar mülkünü Kürtlere verirse, Süryanileri kovup mülkünü Kürtlere verirse, başta Kürtler tarafından devletin meşruluğu tartışma konusu olur. Kürtlerin ne dediği biraz zor anlaşılıyor. Kürtler Dağ Kürtlerindir - Kürtlerin onuru, mülkü esastır - Devlet Kürtlerin emrinde olmalıdır diyor; Kürt milliyetçiliği merkezli Devlete ortaklık dayatılıyor.  Önceki yazımda da Van merkezli özerklik konuşulmalıdır dedim.

Ermelilerin Dağı (Masis) çıkılamaz denmiyor, Kürtlerin Dağı (Ağrı) çıkılamaz denmiyor. İnsanlığın Peygamberi İnsanlığın Dağı (Ararat) çıkılamaz diyor. Anayasanın istinadı Dağdır.

İnsan onuru, mülkiyet, konut, aile kutsanmıştır, kutsaldır, mahremdir, dokunulamaz. Devlet vatandaşın onurunu, mülkünü, mahramiyetini korumakla mükelleftir.

İstinadı Gemidir, Ararat'ın çıkılmazlığı, kutsiyeti, ulaşılamazlığıdır.

Devletin adı T.C. dir, F. Almanya Cumhuriyetidir. Dili Türkçedir, Almancadır....

“1982 Resmi Turizm Protokolü” meclise gelecek, Anayasanın istinadı ortaya çıkacak. Ulvi Kanun anayasa olacak.

İnsanların öğrenme ihtiyacı için Dağ ziyaret edilebilir olacak, Turizmle oralar Kabe'ye  eş değer huzura refaha bolluğa kavuşacak.

Saygılarımla,
Mustafa Bilgili
Ararat'ın İtibarı kitabının yazarı



(1) Ermeni düşmanlığımız yönlendirmedir.  Tehciri İttihatcılara Almanlar önermiş Tehciri Osmanlı ordusundaki Alman paşalar bizzat yönetmiştir. Tehcirin fikir babası, tehcir kararını aldıran ve uygulayan Almanlardır. Alman klavuzluğunda Ermenilere Dağın doğusunda yapılanlar, gene Alman klavuzluğunda Dağın batısında da yapılmıştır.