www.araratinitibari.com
Anayasa Komisyonu
Türkiye Büyük Millet Meclisi Ana Bina 2. Kapı Kat:B1
Bakanlıklar / Ankara
Telefon: +90 312 420 53 78 - 80
e-Posta: yenianayasa@tbmm.gov.tr
Konu: Ulvi Kanuna göre Anayasa
İstanbul, 27.10. 2011
Sayın Başkan,
Anayasa Komisyonunun Sayın Üyeleri
yapılacak anayasa çok konuşuldu, çok beklenti oluştu. Şu veya bu ölçülerde, devleti kısıtlayan, birey hak ve özgürlüklerini öne çıkaran, bir anayasa yapılacaktır.
“İnsanın onur ve haysiyeti dokunulmazdır. Tüm devlet erki ona saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür”
Alman Anayasası birey hak ve özgürlüklerini ön plana alıyor ve 1. Maddesi böyle diyor; İnsan onuru dokunulmazdır. Bu madde görünüşte Ulvi Kanun ile de örtüşüyor. Ancak maalesef maddenin fiiliyatta geçerliliği yoktur. Zira Alman Hukuk Sistemi Parrot çıkışını “Resmi Çıkış” kabul eder. Parrot inancına göre, aşağıda belirteceğim, insan onuru çıkılmıştır, esas olan devlet otoritesinin çıkılmazlığıdır. Alman hukukunda hakim olan inanç, yürürlükteki teamüller, insan onur ve haysiyetini (bilerek veya bilmeyerek) yok sayar. Ayrıca, Ulvi kanuna göre yukarıdaki madde zaten eksiktir. Birey hakları mülkiyet hakkı ile bir bütündür. Alman Anayasasında mülkiyet, birey hak ve özgürlüklerinin son sıralarında, 14. Maddede yer alır, “Mülkiyet yükümlülük doğurur. Mülkiyet hakkının kullanımı aynı zamanda toplumun yararına hizmet etmelidir” gibi ifadelerle özel mülkiyeti ret edici, kısıtlayıcı yöndedir. Alman halkının büyük çoğunluğu mülkiyeti devlete ait olan evlerde devlete kira ödeyerek yaşar. Dolaysıyla yukarıdaki maddenin işlevselliği yoktur.
Fransız Anayasasına bakalım. Fransız Anayasası, bizim anayasalar gibi devletçidir, devleti tarif eder, devleti ön planda tutar. Fransa’da birey hak ve özgürlükleri Almanya’dan daha ileridir.
O halde yapılacak anayasanın şekli ve içeriği kadar istinadı ve fiiliyatta işlevselliği önemli olmalıdır. Sn. Cemil Çiçek’in de ifade ettiği gibi anayasa yazmak değil, anayasa yapmak önemlidir.
TOKİ devletin arazileri üzerine ihale ile ev yaptırır, yapılan evler vatandaşa satılır. Daire 25 bin TL (peşin alınan ve müteahhide ödenen para), daire vatandaşa 100 bin TL satılır. Devlet arsayı mamul hale getirip daha iyi fiyattan vatandaşına satmış olur. Almanya’nın ev kiraya vermesi ile Türkiye’de TOKİ’nin ev satması aynı şeydir. Yani mülk devletindir.
Mülk devletin değildir.
1829 yılında Rus Almanı Prof. Parrot Ararat’ın tepesine bir tabela dikti. Bir seri olaylar ve zorlamalar sonucu bir inanç değiştirildi, komünizm ideolojisine dönüştü. O zamandan beri insanlık Ulvi kanun ve ulvi kanunun kavramlarını bilmiyor.
Hz. Yakup ile aile, mülkiyet, özel yaşam, insan onuru kutsandı, dokunulmaz kılındı. Prof Parrot Hz. Yakup’u kenara itti, Ararat’ın zirvesine Komünizm Anayasasını dikti, komünizm ve devletçilik inanç oldu. Bilindiği gibi komünizm özel mülkiyeti inkâr eder.
İnsan onuru, aile, özel yaşam, mülkiyet kutsaldır, mahremdir, dokunulmaz. Devlet vatandaşının onurunu, malını, canını, mahremiyetini korumakla mükelleftir. Ulvi Kanuna göre, Anayasanın birinci maddesi böyle olmalıdır.
Anayasanın 1. Maddesinin böyle olması yetmez. TOKİ benzeri uygulamalarla, arsa bedeli alınmaksızın, bütün vatandaşlar mülk sahibi yapma yoluna gidilmeli, böylece, yukarıdaki maddeye elle tutulur fiiliyat ve geçerlilik kazandırılmalıdır. Bütün vatandaşların mülk sahibi olması gerçek anayasa değişikliği olacak, birey hak ve özgürlükleri fiiliyat kazanacak, ülke çapında heyecan ve dinamizm oluşacaktır. Mutabakat anayasası olacağına göre paye bütün partilerindir.
Ulvi Kanun’un kaynağı, Sivil Anayasanın da Askeri Anayasaların da istinadı Ağrı Dağının çıkılmazlığıdır.
Ülke olarak orada yaşadığımız turizm tecrübesi devlet yapılanmamızın maketidir. Burayı çok iyi izah etmem lazım. O günlerin şartları ve o günlerin inançlarıyla, askeri bir protokol yapıldı ve uygulandı. Üstüne basarak tekrar ediyorum: Yapıldı ve uygulandı. Söz konusu protokol kitabın 136 -143. sayfalarında verilmiştir. Bugün sivil irade, halen yürürlükte olan, yürüyeceğine inanılan ve dayatılan, o askeri protokolün yerine nasıl bir düzenleme getirip yasallaştırabilecektir?
Bu sorunun cevabı Avrupa Parlamentosunda da yok. Zira Sivil Anayasa’nın istinadı yok, iptal edilmiş. O istinadı yerine biz koymak zorundayız. Sivil otoritenin düzenleyeceği turizm protokolü “Sivil Anayasa”nın sağlaması olacaktır. Başka bir deyişle:
Yapılacak Anayasa Ararat’ta turizm yapmaya imkân tanıdığı ölçüde sivil olacak ve kalıcı olacaktır. Devletin bekası (1) ve Kürt sorunun çözümü de bu cümlenin içindedir.
Devlet ikileminin her türlü eziyetine maruz kaldım, inancın her aşamasını yaşadım, Ağrı Dağı’nı, Prof. Parrot’u, devlet aymazını irdelemek zorunda kaldım. Komisyon çalışmalarına danışman olarak katılabilir, birey haklarını tüm ülkede ön plana çıkaracak, devlet ile Kürtleri uzlaştıracak (ayrıca o bölgeyi Kâbe gibi turizm cennetine çevirecek), anayasa yapımına katkıda bulunabilirim.
Gemiyi en iyi biz tanımak ve yorumlamak zorundayız. Ağrı Dağında turizm yaptığımız 1982 -1992 yıllarında, ilgili kurumların temsilcileri zaman zaman toplanır, tabi olduğumuz “Turizm Protokolü” değişen günün şarlarına uyarlanır, yeni protokol metni yayınlanırdı. Yapılacak anayasa günün koşullarına uyarlanmış bir anayasadan ibaret kalmasın, cihana örnek anayasa olsun dilerim.
Saygılarımla,
Mustafa Bilgili
(1) Devletçilik İnancı kendi içinde çelişkilidir, yürümez. Prof. Parrot Ararat’ın tepesine diktiği tabela ile bundan böyle devlet otoritesi çıkılamaz der, diğer taraftan ben çıktım diyerek çıkılamaz dediği otoriteyi inkâr eder, iptal eder. Böylece sistem kendi tezadı ile kaosa dönüşür ve kendini iptal eder. Bu sebeple komünizm çökmüş, Sovyetler Birliği dağılmıştır.
Devlet olarak uyguladığımız „Resmi” Ağrı Dağı Turizmi devlet yapılanmamızın anatomisi gibidir, Parrot çelişkisi en açık ve net şekliyle görülür. Resmi – ideolojik Ağrı Dağı turizm hareketi birkaç yılda inancın kendi iç çelişkisiyle terörizme dönüşmüştür.
Bahsetmiştim, Alman Hukuk Sistemi, Parrot çıkışını resmi çıkış kabul eder. Avrupa Birliği, Sovyetler Birliğinin yeni bir versiyonundan ibarettir, AB aynı sebeplerle kaosa dönüşüp dağılacaktır.
Ararat’ın itibarı resmen iade edilmeli, Parrot çelişkisi giderilmelidir. Devlet otoritesi asla çıkılmamalıdır. Bu, devletin kendini iptal etmemesi, devletin bekasıdır. Bu devlet otoritesinin insan onurunun çıkılmazlığına istinatlanmasıdır.
Eki: Ararat’ın İtibarı adlı kitap
Dağıtım: Anayasa Uzlaşma Komisyonu Başkan ve Üyeleri; Sn. Cemil Çiçek. Sn. Ahmet İyimaya, Sn. Mehmet Ali Şahin, Sn. Mustafa Şentop, Sn. Bedii Süheyl Batum, Sn. Atilla Kart, Sn. Rıza Mahmut Türmen, Sn. Tunca Toskay, Sn. Oktay Öztürk, Sn. Faruk Bal. Sn. Ayla Akat Ata, Sn. Altan Tan, Sn. Sırrı Süreyya Önder