11 Kasım 2012 Pazar

T.C. - KÜRT BARIŞI İÇİN YOL HARİTASI


Taraflara açık mektup



Başbakan Sn. R. T. Erdoğan

Başbakan Yrd., Hukukçu Sn. Bülent Arınç

Dışişleri Bakanı Sn. Ahmet Davutoğlu

PKK Lideri Sn. Abdullah Öcalan

BDP Milletvekili Sn. Ahmet Türk

Bazı Köşeyazarlarımız - Kamuoyu.


Hoşap Kalesi (*), Van Kalesi, Isak Paşa Sarayı.

Kürtlere bir bölge ayrılsın.

Van, Erivan, Nahçıvan.

Kürtlere Ermenistan ile Nahçıvan arası bir bölge ayrılsın.

Ayrılan bu bölgede, T.C. güdümü, kaydı, kısıtlaması olmaksızın, Kürtler kendi özgün kimliklerini oluştursun. Hangi lehçe, hangi alfabe, nasıl bir eğitim? Kürtler orada kendi üniversitelerini kurabilsinler. Kürt kimliği sorunu çözülmüş olacaktır.

Öcalan ve Kandil’dekiler orada toplansın. Van yakınlarında kendilerine yeni bir başkent kursunlar, kendi demokrasilerini, düzenlerini oluştursunlar. Öcalan sorunu, PKK ya af sorunu, silah bırakma bırakmama sorunları çözülmüş olacaktır.

Sonuç olarak Devlet ve Kürtlerin kırmızı çizgileri karşılıklı olarak güvence altına alınmış olacak ve savaşın bir boyutu ortadan kalkmış olacaktır. Ancak nafile savaş böylece bitmeyecektir.

Nafile savaşın durması ve gelişebilir barışın gelmesi ARARAT'ta turizm yapabilme imkanı ile mümkündür.

1982 yılında Ağrı Dağı turizme açıldı (resmi olarak, devlet eliyle).

Devlet ve millet olarak bir tecrübe yaşadık. Turizm diye başladığımız şey 10 yılda terörizme dönüştü, dağ kapandı. Devletin neye inandığı ve neyi dayattığı, Kürtlerin neyi dayattığı, neyin mümkün olmadığı, yani, nafile savaşın ne olduğu orada görülüyor.

Savaşın sebebi ve çözümü Ağrı Dağıdır.

Sivil Anayasa yapma komisyonu 1982 Ağrı Dağı turizm protokolünü incelemelidir. Söz konusu protokol İçişleri, Dışişleri, Turizm, Spor bakanlıkları, MİT, Genelkurmay vs devletin önde gelen kurumlarında var. O protokolün, değişen günün koşullarına uyarlanmış, son şekli (Ankara, 13 mayıs 1988) Ararat'ın İtibarı kitabımda da var.

Soru şu: O günün inançları ile askeri bir protokol yapıldı ve uygulandı. İyi veya kötü, bir protokol yapıldı ve uygulandı. Bugün sivil otorite (TBMM) o protokolün yerine nasıl bir düzenleme getirebilir. TBMM de bu sorunun cevabı yok. Daha açıkcası “Sivil Anayasa” yapmak mümkün değildir, kavramları yoktur (**).

1982 Turizm Protokolünden nafile savaşın köklerine, nafile savaşın anlaşılmasıyla “Ulvi Kanun”un açılımına (Sivil Anayasanın kavramlarına) ulaşılabiliyor.

10 yıl, 30 yıl veya 50 yıl sonra gelinecek nokta budur: Ağrı Dağında turizm nasıl mümkün olabilir? Müsaade edin sizleri bugün anlaştırayım. Sivil anayasa yapabilmenin ve barışın yolu buradan geçiyor. Nafile savaş biter, turizm ile oralar kabe gibi cennete çevrilir.

Saygılarımla

Mustafa Bilgili


(*) Hoşap Kalesi'nin güneyi farklı bir kültürdür. 1990 yılında komünizm kendini feshetti. Nato paktı ve Türk ordusunun en büyük varlık sebebi olan komünizm ortadan kalkmıştı, ordu küçülmeliydi. Öyle olmadı. 1991 veya 1992 yılı idi. Genelkurmay'dan bir beyanat duyuldu. “Düşman Kuzeyden Güneydoğuya kaymıştır.”

Sıkıyönetim'in güneydoğu illerini kapsayacak şekilde genişletilmesi, PKK kamplarının Kuzey Irak'a taşınması, Genelkurmayın beyanatı, yönlendirmesi ile Güneydoğu sorunu yapay bir şekilde oluşmuş ve Kürt sorununu daha da karmaşık hale gelmiştir.

(**) Birbuçuk asır önce bir Rus Almanı, Rus İmparatorluğu Anayasa Profesörü “Ulvi Kanun”u lağvetmiş. Prof. Parrot insan onuruna çıktım, bundan böyle devlet otoritesi esastır diyor. Böylece  Komünizm (Devletçilik) inanç olmuş. Prof. Parrot peygamberlik payesine ulaşmış.

Bugün dünyada hakim “resmi görüş” dağın çıkıldığı inancıdır. Ancak bu inanç kendi içinde çelişkilidir, kendini iptal eder. Sovyetler Birliği kendini iptal etti. Avrupa Birliği aynı inanca dayanır, yürümesi mümkün değildir, kendini iptal edecektir. Parrot inancına göre turizm yapılamadı.

1 – Büyük Ağrı Dağı yabancı uyruklu dağcıların çıkışına açılmıştır.
2 – Büyük Ağrı Dağına çıkmak isteyen yabancılar, üç nüsha halinde hazırlayacakları, ana adı, baba adı, doğum yeri ve tarihi, adresi, pasaport nosu ve süresini içeren listeleri, çıkıştan üç ay önce Türk resmi makamlarının önüne koymak ve Türk resmi makamlarından izin almak zorundadır.
3 - Yabancıların yanlarında fotoğraf makinesi, dürbün, ses alma cihazı bulundurması ve yerli halk ile ilişki kurması yasakatır. ....

Bu protole bütün benliğimle inandım, var gücümle çalıştım. Dünyanın en muhteşem bürokrasisi oluştu (Bir turistin dağa çıkması için 170 imza gerekiyordu). Bu inançtan devlet düzeni, otoritesi sağlanamıyor, nafile. Halen geçerli inanç bu.

Bu inancın karşılığı da bilinmiyor ve bulunamıyor (kökü kazınmış).

25 yıldır yazıyor, göstermeye çalışıyorum. Tüm sorunların çözümü o protokolün açılımında saklı.

1982 Turizm protokolü meclise gelsin. Kör düğüm çözülecek, nafile savaş bitecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder